Isteklerinizi bırakın....

Current Page   Page 57   Page 56   Page 55   Page 54   Page 53   Page 52   Page 51  
Page 50   Page 49   Page 48   Page 47   Page 46   Page 45   Page 44   Page 43  
Page 42   Page 41   Page 40   Page 39   Page 38   Page 37   Page 36   Page 35  
Page 34   Page 33   Page 32   Page 31   Page 30   Page 29   Page 28   Page 27  
Page 26   Page 25   Page 24   Page 23   Page 22   Page 21   Page 20   Page 19  
Page 18  Page 17   Page 16   Page 15   Page 14   Page 13   Page 12   Page 11  
Page 10   Page 9   Page 8   Page 7   Page 6   Page 5   Page 4   Page 3  
Page 2   Page 1  

Radyo Doğu Akdeniz'e Geri Dön!  | İstek Bırakın!



08/22/04 11:45:34 GMT
İsim: written by CWJ Gönderilen Visit Me
Email: Email Me Yer: LAPONIAN JOKES

İstekleriniz:
LAPONIAN JOKES writer CWJ nükte savaslari...(Turkish language version) *** Almanya gezilerinde parasiz kalan Ìsveçli Sven SVENSION ile Laponya'li Sami LAPPESON, fikra bu ya bir araya gelirler, banka soymaya karar verirler. Raslanti iste, girdikleri banka bir Türk bankasidir, soyarlar ve kaçmaga baslarlar. Banka korumasi arkalarina takilip rutin uyarida bulunur; "Halt, stop, durun lan ibneler!" - Eyvah, der, Sven SVENSION, ben tanindim, sen kaç kurtul bari!.. ** Bir grup Lapon, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmis. Gemi, Ìsveç gemisi; Baltik denizine uyun yapilmis; okyanuslara dayanmaz.; üstüne üstlük kaptani da çok sakaci bir adam, kimse ti'ye almiyor. Birden siddetli bir firtina kopmus. Geminin batacagindan endiselenen kaptan hemen yolculara kosup gemiyi bosaltmalarini istemis. Fakat kimse bu sakaci adama inanmayarak bir önlem almaga yanasmamis. Bir süre sonra bütün yolcularin gerçekten ölüm tehlikesiyle karsi karsiya oldugunu gören kaptan hemen bir tayfasini çagirmis; "Git bir de sen dene onlari gemiden atlamaya ikna etmeyi" demis. Tayfa gitmis ve kisa bir süre sonra geri dönmüs. Kaptan merakla sormus: - Eee, n'oldu? - Hepsi atladilar efendim. Kaptan çok sasirmis: - Nasil olur, daha demin killarini bile kipirdatmamislardi. Ne dedin onlara? - Çok kolay.... Laponlara "Sizin gibi soylu insanlar çürük bir Ìsveç gemisinde bulunmamaliydilar" dedim. Amerikalilara deniz suyunun insan bedeni için ne kadar çok yararli olduguna iliskin kola reklamiyla süslü afisleri gösterdim. - Peki ya Türklere ne dedin? - Onlara da "Burada denize girmek yasaktir!" dedim ** Goetheburg'da küçük Svenne okula gelir, elbette bizim lilla Svenne ilkokul ögrencisi, ama her yani yara bere içinde; ögretmen sorar, -Svenne oglum ne oldu sana? Svenne der ki; - Babam dövdü.... Ögretmen sasirir; -Niye oglum? - Valla bilmiyom ögretmenim; aksam evde yatiyorduk, biraz sonra babamin sesini duydum... Hasse uyudun mu; Hasse'den ses çikmadi... Bosse uyudun m; Bosse'den de ses çikmadi... Nisse uyudun mu; Nisse'den de tik yok. Svenne uyudun mu, deyince firladim "yok baba uyumadim" dememle indirdi gözümün üstüne... Bunun uzerine ögretmen, "Bak Svenne; der, bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek gerekir". Svenne kafa sallar ve eve gider. Fakat ertesi gun daha kötü dövülmüs olarak gelir. Bunu gören ögretmen merakla; - Svenne ne oldu, kim yapti, der. - Babam... - Yine mi; bu kez ne oldu? Svenne anlatir. - Ögretmenim aksam evde yatiyorduk. Biraz sonra yine babamin sesini duydum, Hasse uyudun mu; Hasse'den ses çikmadi. Bosse uyudun mu; Bosse'den de ses çikmadi. Nisse uyudun mu; tik yok.. Svenne uyudun mu dedi ve ben de uyumamisken hic ses etmedim. Bunun uzerine anam ile babam bir kipirdasmaga basladiler. Anlamadim ne oluyor ama biraz sonra anam dedi ki, "Yep; ben geliyom", babam da "Lotta'm ben de geliyom" dedi; ben de "Ja, nereye gidiyorsunuz; ben de geliyorum..." demege kalmadi... ** - Ìsveç'te evlere tv yeni girdigi yillarda Lotta SVENSION bir filmde 69 pozisyonunu görür ve denemek ister. Gece Sven Svensson'a tv'nin yararlarini anlatip bilgisini kanitlamak ister: - 69 yapalim mi? Zavalli Sven de tönt yaratik; madenden eve, evden madene; merak eder durumlari... Kadin anlatir ve pozisyon alirlar daha sonra Lotta osurur, Sven ses cikarmaz. Lotta bi daha osurur Sven gene susar. "Ya sabir!" der içinden. Lotta gene osurunca Sven dayanamaz: - Faaan, der; buna 66 kez daha dayanamam.. ** Lidingö'ye/Taeby'ye/Aakersberga'ya etc. ilk gelen Yahudiler, Ìsveçlilerin yeni agalari olmagi basarmislardi, hatta sonradan da birçogu bunlari izledi ve kuzey topraklari neredeyse "legal-maskeli-isgale ugradi". Almanya'dan falan talan edip geldikleri servetle zavalli Ìskandinavyalilari kandirip ellerindeki tarlalari ucuz fiyata kapmislardi ve herkesi de kendileri gibi talanci sandiklari için ilginç önlemlere basvururlardi. Örnegin, Íkinci Dünya Savasi yillarinda dünyayi yalan dolanla manipule eden bu sürü kendini magdur gibi göstermegi akil almaz yöntemlerle basardi, insanligin iliklerini emdi, her alanda kurnazliklar gelistirmekle dünyaya parmak isirtti; SVENSSON soyadini alan Abramovicz+Hornywitz klan üyeleri, baskente Laponlarin gösteri yapmaga geldigini duyunca önlem almisti ve patates tarlasinin kiyisina su levhayi asmisti: "Dikkat!.. Bir metrekarelik alanda patateslere siyanür enjekte edilmistir".. Laponlar kentten gittiklerinde rahatlayan sahte Ìsveçliler, yani sonradan SVENSSON soyadini almis olan bu kurnaz klan, levhayi kaldiracagi gün, "Bir metrekarelik alanda...siyanür" sözcüklerinin karalandigini ve yazinin altina Laponca bir tümce eklendigini görür. Çevirisini yaptirirlar; söyledir; "Artik iki metrekarelik alanda...".. O gün bugündür Yahudiler her alanda histerik yatirimlar yaparlar, her sanayi dalinda oynarlar; fakat patates üretim alanlari disinda... ** Lotta SVENSION yataktan kalkmis dus alacakmis .Soyunmus.. Tam girecekmis ki, kapi zili çalmis. Bornozunu giymis kapiya gitmis "kim o?" demis. - Ben'im; yan komsun; yanitini almis kapiyi açmis. Gelen komsu, "Müjde müjde!", diye bagirmis; "çocugum avukat oldu."... Ìyi komsuluk örnegi olarak kadin da "Ah, çok sevindim!", demis. Neyse, komsu gitmis. Kadin yeniden soyunmus ve yine kapi çalmis. Bu kez gelen üst komsuymus; "Lotodan bir miktar para çiktigini" haber vermis, gitmis. Kadin son kez soyunmus, yine kapi çalmis. Göz deliginden bakmis ki, gelen alt komsu Kör Lapon. Aman demis icinden, o nasil olsa kör; giyinmemis. Lappe, bir süre dilini yutmus gibi durduktan sonra; - Müjde müjde, demis; gözlerim açildi!.. ** Sven SVENSION çok sik bir ayakkabi almis. hergün cilalayip yatiyormus. Öyle bir parlatiyormus ki ayna gibi oluyormus. Hergün bindigi trende ayakkabi araciligiyla karsisindaki bayanin külodunu görüyormus. Ìlk gün: - Ooooo bakiyorum da bugün kirmizi külot giymis komsum. Kadin hiçbiseyden habersiz gibi dislerini sikar. Ertesi gün: - Vayy, bugün de kara renk külot giymis. Kadin da bu söz atma üzerine ertesi gün külot giymemeye karar verir. Hic sasmaz yerleri ve Sven yine karsi koltuktadir. Fakat adam birden carpilmis gibi olur; gözlerinden yaslar gelir. Kadin, "Rahatsiz misiniz; n'oldu!" diye sorunca. - Gitti bir aylik para.. Mmina kodumun ayakkabisi delinmis... ** Ìsveç'e import neo-siyon Kirolar klanindan Cafer UZUNEL'in karisi hasta, teshis koyamiyorlar. Tomografi çekilmesine karar veriliyor, kadin scanning odasina aliniyor. Cafer'e; "Sen kapida bekle!" diyorlar. Hasta boylu boyunca cihazin altina uzatiliyor, her sey hazir, fakat, çekimi yapacak asistan bir türlü scan aygitini bulamiyor ve öfke ile bagiriyor, "Faan, vart tog vägen dennes skan/Bu dam'in sikani nerede?", gibisinden. "Dam", Ìsveççede "kari" demek... Cafer SFI kursundan o kadarlik gramer kapmis evelallah... Asistan bir daha "Dam'a sikan" falan bagirinca Cafer paldir küldür odaya daliyor, - Här här jaa buradayim doktor bey! ** Küçük SVENSION uygunsuz bir zamanda anne babasinin yatak odasina dalmisti.. "Baba ne oluyor?" diye sordu. "Karnim acikti oglum... Annen bana süt veriyor." "Ya, öbür yaptigin sey ne?" "Sütün basinci yetmiyor da, pompaliyorum." ** Sami LAPPESON is dönüsü evine geldiginde karisini yatakta çirilçiplak uyurken görür. Adamin cinsel arzulari bir anda uyanir. Yanina uzanip gögüslerinin uçlariyla oynamaya baslar. Kadin, uykulu bir sesle: "Kocacigim, ne yapiyorsun?" der. Adam: "Karicigim, kisa dalgadan Haparanda radyosunu ariyorum." Kadin: "Kocacigim, fisi takmazsan radyo çalisir mi?" ** Bi rahibe papaz'a derdini dökmek istiyor ve tanidigi bir erkekten söz ediyor: - Ìncil'den söz edecegiz diye yanasiyor, fakat asiliyor bana, orospu cocugu. - Amman, diyor rahip "O çocugu denilir mi; kimse duymasin!"... - Fakat dinlerken elini dizime koyuyor... Rahip, - Böyle mi, diyerek elini onun dizine koyduktan sonra, "Fakat bu davranis, ona orospu çocugu demeni gerektirmez. Rahibe : Ama o benim elbiselerimi çikartip oksamaga öpmege vardiriyor isi.. Rahip rahibenin elbisesinin altina aydiriyor parmaklarini ve sonra yeniden soruyor "böyle mi?" - Evet, diyor rahibe. Rahip diyor ki, bu da ona orospu çocugu demeni gerektirmez Rahibe diyor ki "...ama o sonra bir guzel beceriyor beni". Rahip bunun üstüne rahibeyi beceriyor elbette ki ve soruyor; "boyle mi?" - Ohhhshh evet, diyor rahibe. Rahip; - Bu bile ona orospu çocugu demen için yeterli neden degil. Rahibe bu kez bagiriyor : "Ama AIDS'li çikti!.." Rahip: "Vay orospu çocugu." ** Birgün, bilim adamlari bir Türk'ü , bir Yahudi'yi ve bir Lapon'u, laboratuvarda denemege karar verirler. Test için bir odaya güzel bir kadin, yanina da kirisik-burusuk iki gömlek ve ütü birakirlar... Denekler sirayla içeri alinmaya baslamislar. Önce Yahudi girmis odaya. Ìlk olarak gömlegin birini genis pantolonuna sokusturmus ve sonra ayaklarinin ucuna basarak ciplak kadinin yanindan sivismis; "Bizim gelenegimizde önce is ve gizlilik temel kuraldir", demis.. Sonra Lapon girmis; kalan gömlege ütü yapmis ve sonra kadini güzelce sikmis; disaridakilere, "Bizim tradisyonal kurallar geregince önce is, sonra sikis" demis. En son Türk girmis odaya; bizimki kadini sikerken ayni anda kadina ütü de yaptirmis. Ìsi bitip disari çikinca da saskin bakanlara söyle demis; "Bizde çalisani sikerler!!!". ** Nasil zifiri karanlik, kahramanimiz Sami LAPPESON ilk kez Ìsveç'in baskenti Stokhomo city'dedir; bir taksi gereksinir.. Bizimki gidecegi yeri soyleyince, taksici "Ohoo, orasi çok uzak" der ve adami ayni caddedden iki kez geçirerek dolandirip birakir. Adamcagiz, ertesi gün uyanir ve o adresin arka sokak oldugunu anlayinca çok bozulur ama sonra bir biçimde hincini almagi planlar.. Birgün sans eseri bakar ki ne görsün, dolandirici taksici, karsisindaki bir taksi duragindadir ve üçüncü siradadir. Hemen plan yapar ve ilk taksi soförune sorar. - Rinkeby'e kaça götürürsün? - 750 kron - Sana 1 500 kron veririm ama yol boyu kiçini oksamama ses çikarmazsan!. - Hadi be sapik misin, defol, der söför. Bizimki bu yaniti alinca ikinci siradaki taksiye yanasir. - Rinkeby'e kaça götürürsün? - 500 kron. - Sana 1 000 kron veririm ama yolda bir kez benim seyi agzina alirsan. - Vay sapiiik vayy, defol! Sira üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. Lappeson yanasir : - Rinkeby'e kaça götürürsün? - 750 kron. - Peki sana 1 500 kron veririm ama bir kosulum var.. - Nedir ? - Giderken su öndeki taksicilere korna çal, beni gösterip kafani salla!.. - Ne demek, konu etmege bile degmez; atla!.. Hosnut bir tavirla korna çalar, saskin bakan söförlere elini ve kafasini sallar... ** Sven SVENSION evlenmis ama zifaf gecesinde kizin bakire olmadigi ortaya çikmis. Solugu kizin babasinin evinde almis. kizin bakire degildi demis. Vaziyeti anlatmis. Adam kizginlikla bagirmis, - Onun anasi da böyle çikmisti. Kim yapiyor bunlari? ** Sven ile Lappe bir gün para kazanmak için Amerika'ya gitmeye karar verirler. Uçaktan indiklerinde Sven: - Ayrilalim 2 yil sonra yine burada bulusacagiz" der. Lappe de; - Tamam" der. Aradan 2 yil geçer. Lappe bir taksiye atlar,bulusma yerine erkenden gelir. Aradan 5 dakika geçer bir de ne görsün bir limuzin gelir ve içinden Sven çikar. Lappe hemen sorar - Nasil aldin bunu?" Sven de: - Bir aygit çikardim piyasaya; penisini sokuyorsun, 5 dolar atiyorsun ve otomatik biçimde orgazm oluyorsun. Lappe, dogallikla kiskanir: - Tamam 2 yil sonra yine bulusucagiz, der. Aradan 2 yil daha geçer. Sven, bulusma yerine yine limuzini ile gelir, aradan bir-iki dakika geçer ve helikopter sesleri, koruma ekibi sirenleri bir sürü eskort dolusur çevreye. Bir helikopter iner ve içinden Lappe çikar, Sven sasirmistir hemen Lappe'ye sorar: - Nasil yaptin bunu?. Lappe, kasila kasila yanitlar; - Bir aygit çikardim piyasaya; penisini sokuyorsun ve 5 dolar atiyorsun; 50 dolar atmadan geri birakmiyor... ** Ìsveç diye bir ülkede çok azgin mi azgin bir Yahudi Lotta Svension varmis. Kimse bu kadini cinsel doyuma ulastiramiyormus! En sonunda Göçmen Bakanliginin uzmanlarinin aklina Namik Kemal gelmis. Olsa olsa bu isi ancak o becerir demisler ve çagirmislar! Bulup getirmisler adami. Namik Kemal´in de " Ben bu isi ancak karanlik bir odada yaparim" diye küçük bir istegi olmus! Sonuçta da Namik Kemal ve Yahudi nymfoman kadin karanlik bir odada baslamislar sevismeye... 1 saat, 2 saat 3,5,7,10,15,20 saat olmus ve masallah musluk gibi, gidiyor geliyor, gömüp bosaliyor; ìnanilmaz bir kaynak yani. 24 saat sonra artik Lotta pes etmeye baslamis ve seslenmis - Faan Namik Kemal yeter, odayi sel basacak, ben öldüm!" - Ne Namik Kemal´i madam; ben Invandrar Mustafa Kemal!" demis üstündeki. - Mustafa mi??? Peki ya Namik'i nerede bunun? O nerede? Yak lambayi jävla! - O disarda, siradaki göçmen abazalara bilet kesiyor!.. ** Laponya'ya turist olarak gelen Lotta ve Sven SVENSION, yalniz olduklarina inandiklari bir kiyida, Haparanda deresinde yikanmak isterler. Fakat Lapon çocuklar, muziplik dererek Lotta'nin giysilerini saklarlar. Dereden çikan Lotta bulamayinca utancindan elleriyle önünü kapayarak Sven'e dogru kosmaya baslamis. Uzaktan çirilçiplak kosarak geldigini gören kocasi seslenmis : - Ah benim benim salak Lotta'm, yüzünü kapasana yüzünü, alttakini kim taniyacak ! ** Uzun yillardir görüsemeyen Malmö'lü eski semt komsulari, küçük Svenne Svension ile büyük Svenne Svension bir gün raslantisal karsilasirlar.. Bir yerde oturup söylesirler.. Bir ara küçük Svenne: - Ja Stora Svenne, senin ufak bir kizin vardi, kocaman olmustur, ne yapiyor o simdi, diye sorar. - Väl, haa; benim kiz çok güzel bir is buldu. Patronu onu çok seviyor, Kopenhag'dan ve Oslo'dan birer extra oda aldi, isletmenin piyasa baglantilari oralara da uzandigindan. Siparislere zamaninda ulasmak için yine kizimin altina son model bir araba çekti. Giyim dersen, kürkler, kat kat elbiseler, ayakkabilar, hepsi patrondan... Sükür yani, süper kazançli bir is buldu kizim. Fakat dostum, senin de benim kizla yasit bir kizin vardi, o ne yapiyor simdi ? deyince Küçük Svenne derin bir iç geçirir: - Väl, jaaa; benim kiz da aynisindan orospu oldu ama, benim gramerim seninki kadar güzel degil tasvir etmege jaa.... ** Küçük Svenne ile Stora Svenne bir aksam Malmö otobaninda iki sarisini arabalarina almislar ve issiz, kuytu bir yere gitmek için basmislar gaza... Yarim saat sonra gidecekleri yere yaklastiklarinda sarisinlardan biri der ki : - Simdiden söyleyelim, biz dönme'yiz. Svenne'ler kendinden emin ve adeta ikisi bir agizdan yanit verirler: - Jaaa, bu kadar geldikten sonra artik biz de dönmeyiz. ** Evli Lotta ile kaçamak sevgilisi, birgün yine fazla mesaideler.... Kadin, çok azgin oldugundan sevgilisine dönüp "Benimle kocamin yaninda sevebilir misin?" diye sorar. Adam da o anda yanit veremez ve "Sana, yanitimi yarin verecegim" der. Ertesi gün olur, adam sevgilisini arar ve "Simdi kocani al, kumsala in, denize gir ve yengeç kaçti bacaklarimin arasina" diye bagir. Raslanti numarasiyla ben de sizin yaniniza gelip yardim edecegim, der. Kadin söyleneni yapar ve kocasi denize girip karisini kiyiya çikarir. O sirada da sevgilisi ortaya çikar ve "Ben doktorum, sorun nedir beyefendi, yardimci olayim" der. Adam, "Yengeç kaçti karima, doktor bey, n'olur birsey yap" diye yalvarir. "Çok kolay, iliskiye gireceksiniz" der sözde kurtarici. "Riski var mi?" diye sorar koca. O da, "Elbette ki var, ucundan biraz hamm olabilir," der. Wow!.. Adam, düsünür ve "Doktor Bey, o zaman bu hizmeti de siz görebilir misiniz; ücreti neyse yani!" diye kivranir... Canina minnet!.. Bekleneni yapmaya baslarlar. Bir, iki, üç derken, adam, "Ya kardesim! Çikmiyor mu? Madem çikmayacak, bari bosal da bogularak ölsün" der... ** Ìsveç diye bir ülkede Carl Gustav diye bir kral, eglence olsun diye bir yarisma açmis. Buna göre kim kralin atini güldürmeyi becerirse bir çuval altin alacak.. Her tarafa haberler salinmis, duyurular yapilmis. Yarisma zamani herkes sirayla deniyor ama kimse ati güldürmeyi beceremiyor elbette. Bazisi yarim saat, bazisi iki saat ugrasiyor ama sonuç yok. Sira, Kibris zindanlarindan siginmaci göçmen Namik Kemal diye bir tugaf adama gelmis. Onu da deneyelim bari deyip atin bulundugu odaya almislar, bir dakika sonra Namik Kemal odadan çikmis ve ati güldürdügünü, altinlarini almak istedigini söylemis. Kral ve görevliler saskinlik içinde, bir bakmislar ki gercekten de at, kahkahalar atiyor yerlerde tepiniyor. Elbette, altinlari vermisler Namik Kemal'e.. Aradan günler geçmis ama at haala gülüyor, susmak bilmiyor. Son çözüm olarak Namik Kemal'i bulup, nasil güldürdüyse susturmasini istemisler. Namik kemal bir çuval daha altin verirlerse bunu yapacagini söylemis. Kabul edilmis istegi. Neyse, bizimkini atin oldugu odaya almislar, yine girisi ile çikisi bir olmus. Ne görseler begenirsiniz; at bu kez agliyor. Hem de hüngür hüngür. Tam altinlar verilirken, kral : - Sana bu altinlari veririm ama bir sartla, bu ati nasil güldürdügünü ve simdi de nasil aglattigini söyleyeceksin Namik Kemal, gizemini açiklamis: - Väl ja, kralim, ilk geldigimde atin kulagina yaklasip 'benimki seninkinden büyüktür' dedim, çok saçma geldi, inanmadigindan gülmeye basladi.. - Ya simdi ya simdi nasil aglattin diye atilmis kral, merakla.. Namik Kemal Carl Gustav'in kulagina fisildarcasina: - Simdi de çikarip gösterdim ** Ozan olmaga da özenen Kral BERNADOTTE'ler serisinden birine birgün esin perileri gelir ve o da baslar yazmaga; -"Çiktim agaca da yedim yemisin hamini... Yineleyip durur fakat, gerisi bir türlü gelmez. Kral, geceleri uyku uyuyamaz olur; bir türlü tamamlayamaz siirini. En sonunda ülkesinin bütün ozanlarini sarayinda toplatir ama nafile onlar da bu misranin sonunu getiremez. Artik en son çare, siginmaci göçmen Namik Kemal gelir akillarina ve kral baslar. - Hadi Namik Kemal, ekle sunun uygun sözcüklerini de ne istersen vereyim sana! - Buyrun kralim, siz önden ötün!... - Çiktim agaca da yedim yemisin hamini ... Namik Kemal hemen tamamlar; - Düsersen bi görürsün Mammele'nin amini... ** Yargiç, otomobil çalmak suçundan sanik olarak karsisina getirilen Sven'e sorar: - Otomobil çalmissin Kyrkogaarden semtinde, bunu neden yaptin söyler misin? - Sahibi yok sanmistim... - Bak hele!.. Peki, sahibi olmadigi kanisina nereden vardin? - Mezarligin önüne parketmisti de... ** - Babam öldü, demis Abraham SVENSION. Peter WOLODARSKI sormus: - Nasil oldu; neden öldü? - Bonniers amcamizin gazetesindeydik, Dagens Nyheter gökdeleninde kahvalti ettigimizde eceli geldi ve sekizinci katin balkonundan düstü. - Eyvah, parçalandi mi? - Yok, giristeki Pressbyraan denilen büfenin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi. - Apartmana mi çarpti, nasil oldu? - Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi. Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü. - Orada mi öldü? - Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yay heyekellerin üzerine düsüp havalandi yeniden... - Peki sonra? - Sonrasi tradisiyon! Ta buramiza geldi yani, baktik ki yere inmiyor, manuel biçimde temizledik.... ** Sami LAPPESON bir gün malini mülkünü satip Miami'ye gitmis ve oraya yerlesmis.Gel zaman git zaman Sami'nin serveti tükenmis. Sami baslamis kara kara düsünmeye nasil bir is yapsamda geçimimi saglasam diye.En sonunda en kolay is olan rahipligi bulmus ve rahip olmus. Ekmek elden su gölden Sami çok rahat fakat rahiplerin durumu malum cinsel iliski yasak.Gel zaman git zaman Sami'nin canina tak etmis baslamis gene kara kara düsünmeye ne yapmali ne etmeli bu ise bir çare bulmali demis kendi kendine, o sirada koridordan geçen genç rahibeyi görmüs ve aklina gelen plani uygulamaya baslamis...Rahibe Sami'nin yanina geldiginde Sami baslamis kendi kendine konusmaya: -Olmaz Ìsa, kesinlikle olmaz... Rahibe merak etmis sormus: - Hayirdir kimle konusuyorsun? - Ìsa efendimiz bana senin elini tutmami söyledi... - Ìsa efendimiz diyorsa dogrudur vardir bi bildigi tut o zaman elimi demis rahibe. Sami yeniden baslamis konusmaya: - Olmaz; Ìsa efendimiz! Bak gercekten olmaz... Rahibe tekrar sormus ''n'oldu ne diyo'' diye... -Bu seferde rahibenin odasina gidin diyor... Rahibe: - Ìsa efendimiz diyorsa dogrudur; vardir bir bildigi, gidelim o zaman.. Rahibenin odasina geldiklerinde Sami baslamis yine kendi kendine konusmaya - Olmaz Ìsa efendimiz bak bu sefer çok oluyorsun kesinlikle olmaz!!! Rahibe yine soruyor ''ne oldu bu sefer ne diyor''diye... - Soyunun, yataga girin; diyor.. Rahibe: - Ìsa efendimiz diyorsa dogrudur; vardir bir bildigi, diyor ...ve soyunup yataga giriyorlar. Sami baslamis tekrar konusmaya: -Olmaz Ìsa bak bu sefer çok fazla ileri gittin kesinlikle olmaz!!! Rahibe: - Ne oldu ne diyor Ìsa efendimiz? - Rahibenin üzerine çik diyor... - Ìsa efendimiz diyorsa dogrudur vardir bir bildigi çik o zaman... Sami rahibenin üzerine çikmis ve söyle devam etmis: - Ìsa itme; itme Ìsa!.. ** Ìsveçlinin biri, Svenne elbette, Marco Polo'ya özenir fakat ters yön tutar; kuzey kutbuna yürür. Laponya ormanlarina girdiginde ceylanlar görür, arkadan kolladikça cinsel yani kabarir. Kimse de yok ortada; tutar, hayvanlardan birini becerir. Ìsini bitirdikten sonra haç cikarir; - Bagisla Tanrim, Seytan'a uydum, der. Bir süre yol aldiktan sonra yine bir geyik becerir ve rahatladiktan sonra evangelian duasiyla özür uydurur "Seytan'a uydum" der. Gece bastirinca çadirini kurar fakat uykunun ortasinda davetsiz bir konuk uyandirir onu. Karanlikta bu çirilçiplak yaratigi ve önünde sallanan yarim metrelik sikini dehsetle fark eder; bu konugun elinde de çatalli mizrak gibi bir silah vardir ve onunla dürterek der ki; - Soyun, dömel!.. Svenne, kaçacak delik bulmaktan umutsuz; - Kimsin, necisin, suçum ne, söyler misin, diye yalvarir. - Shaman Seytani'yim!.. Sen geyikleri becerip becerip benim üstüme atarken iyiydi de'mi!.. ** Göçmen Cafer, "bez getir, arabayi silelim, kari hastalandi yine, Malmuu''ya götürecegiz", demis. Ormanda bir köyde oturuyorlar o zamanlarda, sürmüsler issiz agaçlarin arasindan. Önlerine sapsari boyali bir Ìsvecli cikmasin mi; "Ben Skaane bölgesinin sari ibnesiyim, 10 kron vermeyen gecemez!". Deli Dumrul'un Ìsveç versiyonu gibi yani fakat bunun için durmaga degmez, verip geçmisler. Az gitmeden pembe boyali biri daha; "Ben Skaane'nin pembe ibnesi, 50 kron".. Neyse... Sonunda Malmö göründü demege kalmadan kavsakta mavi giysili biri, agir ol isareti vermesin mi? Cafer UZUNEL, pencereden 100 kron uzatip "Al ulan ibne, sittir yol üstünden, kesme gazimi" Mavilinin yaniti; - Ehliyetiniz, lütfen!.. ** Lotta, üzücü bir haber veriyor; - Svenne, kocacigim; bu bizim aptal kiz süper aptallik etmis; bir Lapon ile düzüsmüs! - Eee, buraya kadar fazla anormal degil... - Degil fakat hamile de kalmis.. - Simdi olmadi iste, deyip köpürüyor Svenne. Kizina diyor ki, "Git bul bu geyik çobani adami, haltini temizlesin..." Adam, kizakla falan gelip inecek diye bekliyorlarken kapiya bir limuzin yanasiyor ve o zaman ikisi birden kosup açiyorlar; - Sen ne biçim Laponsun, geyik besleyen çiftçi Laponlardan degiil misin?.. - Degilim, diyor adam. Ben geyik derilerinin import-export firmalarinin sahibinin biricik ogluyum, hani su borsada ilk Lapon diye anilan komprador... - Wow!.. - Gelelim konuya, niçin çagirmistiniz beni? - Seyy, diyor Svenne ve Lotta; kizimizi azicik sevmissiniz de, ne kadar ileri gittiniz bu ciddi seyde diye merak ettik.. - Väl ja, dibine kadar!.. Hatta umarim çocugumuz olacak, oglansa, dogar dogmaz iki deri fabrikasi tapusu annesine ve iki de çocugun üstüne geciririm, kiz olursa bir deri fabrikasi... Düsük olursa... Hemen atiliyor Svenne... - Ne demek beyefendi, rica ederim; bir daha sikersiniz!... ** Okyanusta iki Ìsveçli kaptan. Biri, telsizle baginti kurup haberler aliyor ve ötekine aktariyor.. - Ne var ne yok, diyor dümendeki. - Bir iyi, bir de kötü haberim var. - Kötüsünden basla!.. - Uzun zamandir denizlerde olmamiz, eslerimiz üzerindeki etkisini gösterdi; gelen haberlere göre, ikisi de lesbiyen olmuslar.. - Vay be!.. Peki öbür söyleyecegin!.. - Senden hoslaniyorum!.. - ?! ** Svenne, geceleri kafa agrisindan uyuyamiyor ve kentte yalnizca bir Lapon uzman hekim var, istemeyerek ona gidiyor. Yarari da oluyor. Karisi Lotta bile fark ediyor; - Uykularin düzeldi!.. Hap mi verdi, igne mi yapti? - Ne hapi-ignesi yahu; WC'ye gidip oturuyorum ve 50 kez içimden diyorum ki "Bu kafa benim degil"... Lapon hekim böyle övütledi; yaradi yani. Lotta bakiyor ki adamin cinsel istekleri de normallesmis ve her gece neredeyse aç kalmis müsteriler gibi giriyor yataga; - Yahu Svenne, diyor kadin merakla; bu Lapon senin istahini da açacak birsey mi yapti? - Hayir, diyor adam. Fakat her cinsel iliskiden önce WC'ye gidince kadinin meraki çogaliyor ve gidip gizlice delikten bakiyor ki adam Lotta'nin fotografini almis eline tam 50 kez diyor ki; "Bu kadin benim degil!.. Bu kadin benim degil!"... ** Svenne yeni evlenmis ve Lotta'nin organinda bir tuhaflik oldugunu ayrimsiyor. Lotta, itiraz ediyor; - Hayir, bu standart Ìsveçli amidir, ille de orgazm oldugumu görmek istersen ya yedekte iki plastik sik bulundurup birlikte sokacaksin ya da cinsel organinla birlikte elini falan.... Elbette tipik Ìsveçli Svenne, masraf olmasin diye yerli mali kullaniyor yani elini, parmaklarini. Fakat ikinci gece bakiyor ki, yüzük kaydi ve derinlere gitti. Hemen bir el feneri buluyor ve aramaga koyuluyor... Ararken bakarken kafasi da içeri yerlesiyor ve oldukça genis bir bahçe gibi. Derken içerde bir Lapon çiftçiye raslamasin mi. Hemen yüzük görüp görmedigini soruyor dogallikla.. Lapon'un yaniti sasirtici oluyor; - Sittir ulan, ben iki gündür kocaman geyigimi bulamadim, sen ufak bir halkanin pesindesin!... ** - Tarihte ilk kez "Geyik muhabbeti", deyimi, Ìsveç'te Svension'lara Türkçe kurslari vermege çabalayan bir göçmen ögretmen tarafindan istenmeden bulunmustur. - Deme jaa, nasil olmus bu? - Teneffüste muhabbete daldiklarinda pencereden geyik görmüsler.. Ne geyigi bu demis biri, Ren geyigi. Öndekiler Ren derken, arkadakiler Ren'i el freni anlamasin mi!. Ne eli demisler, hanimeli!. Hadee!.. Ne hanimi demisler, evhanimi. Ne evi demisler, dag evi!. Ne dagi demisler, Agri Dagi!. Agrisi neden ki, bas agrisi herhalde?!. Ne basi demisler, kusbasi!... Ne kusu demisler, muhabbet kusu!. Ne muhabbeti demisler; "Geyik muhabbeti". Son ders olmus bu!.. - ?! ** Stv4'te "Anilar" programinda haftanin konugu basbakan G.rån PETSION: - Bizim bir komsumuz Lapon'du ve birgün onun geyigi yitti. Tüm delikanlilar, ormana gittik; arayip bulduk. Aksam alacasinda geyik önde biz arkada. Geyik de disi ve gözümüze bir hos görünmege basladi... - Faan ammaaan, orasini ellemeyelim, basbakanim; baska aniya gecelim varsa, lütfen!.. Basbakan'da ani cok; spikeri kirmadan yanitliyor: - Bakanlardan Laila FREIVALDS Riga'dan gelmedir ve o da komsumuzdu. Oradan, yani Lithuania'dan sevimli bir köpekle gelip Ìsvec'e siginmislardi, animsiyorum; ilginctir, o hayvan da yitmisti.. Ayni ormanda bulduk ve o da disi bir cins, söyle anladin mi... - Vaf faaan, kalsin basbakanim!.. Bari kötü bir ani varsa onu anlatin da, program dolsun yani!.. - Olur!.. Birgün ayni ormanda ben yitmeyeyim mi!... ** Bir Lapon, bir Ìngiliz, bir Ìsveçli barda oturmus bir yandan içip bir yandan karilarinin aptalligi konusunda söylesiyorlarmis. Lapon demis ki; "Benim karim Heliga, o kadar aptaldir ki, geçen gün ucuzluk var diye marketten 300 kronluk et almis, halbuki bir buzdolabimiz bile yok!" Ingiliz gülmüs: "O da birsey mi, demis; benim karim Elizabeth bu konuda birinci gelir... Babasindan kalan yegane miras parasi olan 600 Pound'la araba aldirdi, ama kullanmayi bilmez; ben zaten ehliyetsizim." Ìsveçli atilmis: "Kamrat, siz ne diyorsunuz" demis, "Benim karim Lotta hepsine bes çeker.... Kanarya adalarina iki haftalik tatile gidiyor. Dün bavulunu yaparken gördüm; 40 tane prezervatif almis, halbuki çükü bile yok!" ** Krallardan Treskalle Carl GUSTAV sik sik kilik degistirerek Laponya'da dolasmagi severmis.. Kral da olsa insan dagda susayabiliyor.. Bu gezlerinden birinda susayinca bir Lapon ciftliginin kapisini tiklatir. Disari cikan cocuga; - Cok susadim, yabanciyim, lütfen bana bir bardak su verir misin? demesiyle cocuk iceri gidip bir canak ayranla geri gelir. - Bardak yüksekte, erisemedim; canakla ayran versem... Carl Gustav'in yanit bile verecek durumu yok; sevincle canagi kaptigi gibi doya doya icer. Onun istahini gören cocuk; - Ìstersen daha getireyim, der. - Eziyet olmasin! - Hayir, zaten bu ayranin içine fare düstügü için nasil olsa dokecektik! Bunun üzerine, Carl Gustav ögürerek elindeki ayran çanagini hiddetle yere atip parçalayinca, çocuk cigligi koparir : -Anne, kapidaki adam kopegin çanagini kirdi ** Nasil olmussa, Sami LAPPESON ile Lotta SVENSION evlenmisler. Lotta, Sami`ye demis ki: - Eger o gün saçim toplu ise o gece canm hiç istememektedirr. - Eger o gun saçim az toplu ise o gece olsa da oluuur, olmasa da olur. - Eger o gun saçim daginik ise mutlaka istemem. Sami de Lotta`ya yanit verir. - Bak Lotta, eger o gun bir bardak absolut (vodka) içer isem canm hiç istememektedir. - Eger o gün iki bardak absolut içersem o gece olsa da olur, olmasa da olur... - Eger ki üç bardak absolut içer isem saçina basina bakmam sikerim ** Stockholm Medborgarplatsen'e ilk ve tek cami yapilinca Yahudilerin aklina bir Yahudilik gelir. - Burada hali calarsak ve kendimize ait gazetelerden birinde Araplari, ötekinde Afrikalilari zanli yazdiririz, böylece onlar birbirlerine yillarca hasimlik güderler, biz de hem para kazaniriz hem de güleriz. Geceyarisi camiye girer ve ise koyulurlar. O sirada arkalarindan bir ses; - Sizi ben gorüyorum. Ìsa ve havarileri de gorüyor! Panik icinde saklanan hirsizlardan Abraham, karanlikta sesin sahibinin bir papagan oldugunu anlar ve Moshe'ye; - Sakin ol, bu bir kus, der. Bunu üzerine papagan; - Kus olarak misyonum tamam...Ìsa ve havarileri de arkanizdaki Kangal köpekleri.. ** Malmö savcisi, morgdaki uç ceseti incelemek uzere gelmisti. Birinci ceset Norvecli biridir ve siritmaktadir. Savci nedenini soruyor. "Täby galop atyarislarindaki büyük armagan buna cikti, sevincine dayanamadi, kalp krizi gecirdi ve öldü". Ikinci ceset Danimarkali birinindir ve o da siritmakta. Savci: - Bu neden siritiyor? - Bu da Ìsvecli karisindan bosanma mahkemesi icin gelmis, kurtuldum diye ciglik attigi anda sevincten kalbine yenik düstü" diye acikliyorlar. Üçüncü ceset Ìsvecli SVENSSION'undur ve kömür halindedir. O da siritiyor. - Bu neden öldü? diye soruyor savci. - Buna yildirim çarpti. - Peki neden siritiyor? - Gizli kamera flasi yandi sanmis... ** Stockholm'de kislada kamuflaj yarismasi var... Svenne'ler cuvallara giriyor, komutan gelip tekme atiyor; onlar da hayvan sesleri çikariyorlar ve komutan onayliyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor kopek çuvali.... ikinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene begeniyor.. Boyle on onbes çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapiyorlar... En son çuvalda G.rån PETSION var o da kendine bir gizli simge secmis; fakat komutan ona vurunca ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tufek, ses yok... Cavusa emir veriyor ve o da tekmeliyor... Çuvaldan devrilince ince, bitkin bir ses: "Ezik patateeeeeees" ** Haparanda meyhanesinde iriyari, öfkeli bir Lapon giriyor; neye kizmisa artik, olanca sesiyle bagiriyor : - G.rån PETSION kim? Kimse agzini açmiyori. Adam bir kez daha bagiriyor : - G.rån PETSION erkekse cabuk karsima çiksin! Sonunda ufak tefek, çelimsiz biri yerinden kalkiyor: - Ben'im. Kabadayi yumruklarini sIkIp üstüne atliyor, geyik tepmis gibi yamultuyor onu. Dehsettenkimse yerinden kimildayamiyor. Neyse, kabadayi gittikten sonra dayak yiyenin basina üsüsüyorlar. - Hastaneye götürelim mi? Fakat adam gülüyor... - Dayaktan delirdi mi; ne? - Yok canim, diyor zorla dogrulan adam; nasil kandirdim enayiyi; benim adim Sven SVENSION. ** ...and transferred by CWJ&FM team http://rami.tv/sv/biog.htm#37



Current Page   Page 57   Page 56   Page 55   Page 54   Page 53   Page 52   Page 51  
Page 50   Page 49   Page 48   Page 47   Page 46   Page 45   Page 44   Page 43  
Page 42   Page 41   Page 40   Page 39   Page 38   Page 37   Page 36   Page 35  
Page 34   Page 33   Page 32   Page 31   Page 30   Page 29   Page 28   Page 27  
Page 26   Page 25   Page 24   Page 23   Page 22   Page 21   Page 20   Page 19  
Page 18  Page 17   Page 16   Page 15   Page 14   Page 13   Page 12   Page 11  
Page 10   Page 9   Page 8   Page 7   Page 6   Page 5   Page 4   Page 3  
Page 2   Page 1  

Radyo Doğu Akdeniz'e Geri Dön!  | İstek Bırakın!

Kaftos.com Search The Internet